Amnesia: The Dark Descent
19. yüzyılın başlarında İngiltere'de geçen bir korku oyunu...

Oyundaki karakterimiz Daniel. Daniel terkedilmiş bir kalede uyanıyor. Uyandıktan sonra çevresinde bulduğu notlarla kaleden uzaklaşıyor ve amacını bulmaya çalışıyor. Bulduğu notlarda Daniel'in kendi isteği ile hafızasını sildiği ve Alexander'i öldürmesi gerektiği yazıyor.

Çevrede bulunan alet edevatlar ve yanımızdaki aydınlatma gereçleri mistik havayı hoş bir biçimde kullanıcıya yansıtıyor. Yanımızda taşıdığımız gaz lambası ve çevrede bulduğumuz kibritler etrafı aydınlatmamıza yardımcı oluyor. Gaz lambası bir süre sonra sönüyor. Çevrede bulduğumuz yakıtlarla gaz lambasının tekrar yanmasını sağlıyoruz. Kendimizi oyun içerisinde saklayabilmemiz için kibritleri dikkatli kullanmamız gerekiyor. Çünkü oyun içerisinde yalnız değiliz...

Oyun içerisinde karşımıza garip yaratıklar çıkıyor. Bunlar arasında belirgin olmayan yaratıklarla da karşı karşıya kalabiliyoruz. Sese ve ışığa duyarlı olan bu yaratıklar peşimizden çok hızlı koşabiliyor. Göz göze geldiğimizde ise karakterimiz Daniel'de görsel ve davranışsal bozulmalar oluyor. Akıl sağlığı seviyesi düşüyor. Göz göze geldikten sonra kaçmanız çok zor çünkü yaratıklar sizden daha hızlı. Yapılması gereken şey, karanlık ve kuytu bir yerde saklanıp, onlar gidene kadar beklemek...



Oyunda akıl sağlığını korumak çok önemli. Akıl sağlığınızı tamamen kaybettiğinizde kulaklarda ağır bir çınlama ve yerlerde sürünme durumu oluşuyor.

Oyunu oynarken ortam ve arka planda çalan müzikler kullanıcının korku dolu anlar yaşamasına neden olabiliyor. Çevreye ve olaya göre değişen ses efektleri harika.

Grafikler oyunu oynamak için yeterli. Ortamların dokuları ve ışıklandırma atmosferi kullanıcının üzerinde büyük bir etki bırakıyor. Fizik etkileşimi çok iyi gözüküyor. Neredeyse tüm eşyalar oyun içerisinde yerinden oynatılabiliyor.